Kur’an’ın apaçık olması Hadislere engel mi? Kur’an’ın apaçık olması ne demektir?

    Şöyle bir iddia var: Kur’an’ı kerim bazı ayetlerde bildirildiği üzere “mübin” apaçık bir kitaptır. 1- Açık olan bir şey izaha muhtaç olmayıp herkes anlayabilir 2- Kur’an’ı tefsir edecek hadislere de gerek yoktur.

ÖNCELİKLE BU AYETLERE BİR BAKALIM

“Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir.” (Neml1)

   Bir çok surenin başında Allah (Celle Celaluhu) Kur’an’ın apaçık bir kitap olduğunu beyan ediyor.  Peki, apaçık ne demektir?

Önce iddiaları çürütelim:

1-a)   Kur’an Arap lisanıyla ilk olarak Arapları muhatap almıştır. O dönemdeki Arapça günümüzden farklı olarak bozulmamış saf haliyle fesahatta ve belağatta zirve olan mükemmel bir dildi. Dolayısıyla Arapları muhatap alan Arapça kelam için “anlamanız için apaçıktır” denmesi abes olurdu. Nitekim Arapça bilmeyen bir kişiye de “apaçık” olmayacak, bir çevirmene ihtiyaç duyulacaktır. Çevirmen nasıl çevirirse kişi o şekilde anlayacaktır.

1-b)   Kur’an’ın iddia edildiği gibi “apaçık” olması için içinde müteşabih ayetlerin bulunmaması gerekirdi. Mesela “Rahman arşa istiva etti” buyrulur ancak istivanın keyfiyetine dair (nasıl olduğuna dair) bir tafsilat yoktur.  Başka ayetlerde Allah’ın elinden bahsedilir. Ama yarattığı hiçbir şeye de benzemediği diğer bir ayette ikaz edilir. Allah’ın eli ifadesinden ne anlaşılacağı ise meçhuldür. Bu konuda “müteşabih ayetler” bahsi incelenebilir. Görülecektir ki bir çok örnek vardır. Dolayısıyla “apaçık” olan Kur’an’ın bir çok ayeti Arap lisanına hakim olunca bile anlaşılamayabilir. Bakınız bu konuda Allah (Celle Celaluhu) ne buyuruyor:

   (Habibim) sana kitabı indiren O’dur. Ondan bir kısım ayetler muhkemdir ki bunlar Kitab’ın anası (temeli)dir. Diğer bir kısmı da müteşâbihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar, sırf fitne aramak (ötekini berikini saptırmak) ve (kendi arzularına göre) Onun te’viline yeltenmek için Onun müteşâbih olanına tabi olurlar. Hâlbuki Onun te’vîlini Allah Teâlâ’dan başkası bilmez. İlimde yüksek payeye erenler ise, “Biz O’na inandık. Hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bunları) salim akıllardan başkası iyice düşünmez.” (Al-i İmran suresi: 7)

   Ayette de görüldüğü üzere Allah’tan başkasının bilemeyeceği, bize bilgisi verilmeyen ayetler vardır.

APAÇIK (AŞİKAR OLAN)

   “apaçık” ifadesinin geçtiği diğer ayetlere baktığımız zaman konuyu daha iyi anlama imkanı buluyoruz:

   “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.” (Ankebut 18)

   “Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları, kendileriyle içiçe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. O ancak apaçık bir uyarıcıdır.” (Araf 184)

   “Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” (Nisa 144)

   Bu ve benzeri ayetler ele alındığında görülecektir ki “apaçık” demek “aşikar olan” “ortada olan”  “inkar edilemeyen” manalarına gelmektedir.

HADİS VE PEYGAMBERE GEREK YOK MU?

   Şimdi de ikinci iddiaya cevap verelim… Aslında birinci iddianın çürümesiyle 2. iddia da geçerliliğini kaybetmiştir. Ancak biz yine de tereddüte mahal bırakmayalım.

2-a)  Yukarıdaki ayetlerden de anlaşıldığı üzere Kur’an’ı Kerim’de müteşabih ayetler vardır. Aynı zamanda Arap lisanında şairleri aciz bırakan “kısa, öz, veciz” ifadeler de Kur’an’da mevcuttur ki bunun bir benzerini getirmek mümkün olmamıştır. Mesela “orta namazını kılınması” emredilmiş ancak bu konuda tafsilat verilmemiştir.

2-b) Kur’an-ı kerim, Kur’an ilimlerini bilenlere malum olduğu gibi bir anayasa hükmünde olup genel bir çerçeve çizer. Sınırları belirler lakin detaya inmez. Bu, veciz olmasının bir gereğidir. Mesela namaz emredilir ancak nasıl kılınacağı, namazda nasıl durulması gerektiği, hal ve hareketler, ne okunması gerektiği, namaz için gerekli olan hazırlıklar, namaza mani olan şeyler hakkında malumat vermez.

3-c) Kur’an’da bulunan bir çok hüküm ayeti o dönemde yaşayan insanların yaşadığı sorunlar üzerine inmiş, Peygamber ve ashabı inen ayetin nasıl anlaşılacağını göstermiştir.

   Bu noktada şu ayete bakmamız gereklidir:

   “Sana da zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye.” (Nahl 44)

   Bir çok farklı ayette de yine Resule itaat edilmesi emredilirken isyan edip yüz çevirmek de yasaklanmıştır.

 DOLAYISIYLA

   Bütün bunları birlikte değerlendirdiğimiz zaman;

   1- Kur’an-ı Kerim’de herkesin, her tabakanın anlayabileceği ayetler olduğu gibi anlayamayacağı ayetler de mevcuttur.

   2- Bir ayet anlaşılabilir olsa dahi ondan hüküm çıkartmak için Kur’an ilimlerine vakıf olmak gerekir

   3- Kur’an (yani Allah’ın ne emrettiği), Resulün beyanları, açıklamaları ve uygulamaları olmadan tam manasıyla anlaşılamaz.

   4- Kur’an’ı mealinden okuyacaksak bile okumanın bir adabı ve sınırı olmalı. Ayetlere kendi aklımıza gelen manaları yüklememeli, hüküm çıkartmaya çalışmamalıyız.

   5- Anlaşılamayan ayetlere “Allah neyi murad etmiş ise iman ettim” diyerek teslim olmalı ve yorumdan kaçınmalıyız.

SONUÇ: Bu şekilde cevap verilmiş oldu ki, Kur’an’ın apaçık olması her ayetin açıkça anlaşılacağı anlamına gelmediği gibi Peygamberimize ve hadislere gerek yok gibi bir mana da çıkmamaktadır.

www.kuranveislam.net


BAKMAK İSTERSENİZ:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.